Ev ilk teslim edildiğinde aile fertleri neşe içinde odalarına koşarken yorgun bacaklarımla bir kat daha çıkıp tavanarasına yerleşmek bana düştü. O yıllarda tavan alçak olduğundan ayakta durmak hatta yattığın yerden aniden fırlayarak kalkmak pek mümkün değildi, geceleri yatarken aniden fırlamamak için telkin seansları yapar öyle uyurduk ve oda şimdiki halinin 1/3 ü büyüklüğündeydi. Ön taraftaki terası kendine katarak yıllar itibariyle gelişen büyüyen tek oda burası oldu ama tavanarası muamelesi görmekten bir türlü kurtulamadı:))) Nerde eski,bozuk,ayağı kırık alt katta kullanım yeri bulunamayan miyadı dolmuş eşya varsa benim başıma kaldı... Birkaç yıl önce Bodrum'dan kumaşlar almış ve burasını bir Bodrum odası yapmıştım lakin alerjim nedeniyle her dokunduğum yerde kaktüs'e dokunur hissi yaşıyordum. 1 YTL cilerde bulduğum 2 dikdörtgen pembe güllü masa örtüsü ile toplam 10 YTL maliyetle tüm odayı yeniden yeniledim...
Bir dolu birbiri ile alakasız eşyanın bir araya gelişiyle başetmek ve sonuçta boyle bir goruntu elde etmek hic kolay olmadı. Hangi nedenle ve kim tarafından alındığı bir türlü bulunamayan ve bu eve nerden geldiği bir türlü hatırlanmayan kuzu ile keçiyi, ayağı kırık olduğu icin bir türlü dik duramayan kitaplığı (Kİ altına kitap desteği ile ayak yapıldı) çalışıp çalışmadığı test edilemeyen televizyonu,2 adet muzik seti kolonunu ve tahta sinema koltuklarını ancak bu kadar adam edebildim:)))